Kur’ân-ı kerîm, hiçbir dile, hattâ Arapçaya da tam tercüme edilemez. Herhangi bir şiirin, kendi diline bile, tam tercümesine imkân yoktur. Ancak izâh edilebilir, açıklanabilir. Kur’ân-ı kerîmin mânâsı, tercümesi okunmakla anlaşılmaz. Bir âyetin mânâsını anlamak demek, Allahü teâlânın, bu âyette ne demek istediğini anlamak demektir. Bu âyetin herhangi bir tercümesini okuyan kimse, murâd-ı ilâhîyi öğrenemez. Tercüme edenin , bilgi derecesine göre anlamış olduğunu öğrenir. Din bilgisi olmayan birinin yaptığı tercümeyi okuyan da Allahü teâlânın dediği sanarak, kendi kafasından anlatmak istediğini öğrenir.
Köylüye ait bir kanunu, hükümet, doğruca köylüye göndermez. Çünkü, köylü okuyabilse bile, anlayamaz. Bu kanun önce, vâlilere gönderilir. Vâliler, iyi anlayıp, izâhını ekliyerek, kaymakamlara, bunlar da daha açıklayarak, Nahiye müdürlerine gönderir. Nahiye müdürleri bu açıklamalar yardımı ile kanunu iyi anlıyabilir ve muhtarlara anlatır. Muhtar, yalnız okumakla anlıyamaz. Muhtar da ancak, köylü dili ile, köylüye anlatır, söyler. İşte, Kur’ân-ı kerîm de, ahkâm-ı ilâhiyyedir. Kanun-ı rabbânîdir. Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde kullarına saâdet yolunu göstermiş ve kelâmını insanların en yükseğine göndermiştir. Kur’ân-ı kerîmin mânâsını , yalnız Muhammed aleyhisselâm tam anlar. Başka kimse, tam anlıyamaz. Eshâb-ı kirâm ana dili olarak arabî bildikleri, edip ve beliğ oldukları halde, bazı âyetleri anlıyamaz, Resûlullaha sorarlardı.
Hazret-i Ömer “radıyallahü anh”, bir gün geçerken, Resûlullahın hazret-i Ebû Bekir-i Sıddîka bir şey anlattığını gördü. Yanlarına gidip dinledi. Sonra, başkaları da gördü ise de, gelip dinlemeğe çekindiler. Ertesi gün hazret-i Ömer’i görünce: (Yâ Ömer, Resûlullah dün size bir şey anlatıyordu. Bize de söyle öğrenelim.) dediler. Çünkü, dâima, (Benden duyduklarınızı, din kardeşlerine de anlatınız! Birbirinize duyurunuz) buyururdu.Hazret-i Ömer, (Dün Ebû Bekir, Kur’ân-ı kerîmden anlıyamadığı bir âyetin mânâsını sormuş, Resûlullah ona anlatıyordu. Bir saat dinledim, dinlediklerimden bir şey anlıyamadım) dedi. Çünkü, hazret-i Ömer, o kadar yüksek idi ki, Resûlullah Efendimiz, O’nun hakkında, (Ben peygamberlerin sonuncusuyum. Benden sonra peygamber gelmiyecektir. Eğer, benden sonra peygamber gelseydi, Ömer peygamber olurdu.) buyurdu. Böyle yüksek olduğu ve Arapçayı çok iyi bildiği halde, Kur’ân-ı kerîmin tefsirini bile anlıyamadı. Çünkü Resûlullah herkese, derecesine göre anlatıyordu. Hazret-i Ebû Bekir’in derecesi, ondan çok daha yüksekti. Fakat, bu da, hattâ Cebrâil aleyhisselâm dahi Kur’ân-ı kerîmin mânâsını, esrârını Resûlullaha sorardı.
Kur’ân-ı kerîmin mânâsını yalnız Muhammed aleyhisselâm anlamış ve hadîs-i şerîfleri ile bildirmiştir. Kur’ân-ı kerîmi tefsir eden O’dur. Doğru tefsir kitabı da, O’nun hadîs-i şerîfleridir. Din âlimlerimiz, uyumıyarak, dinlenmiyerek, istirahatlarını fedâ ederek, bu hadîs-i şerîfleri toplayıp, tefsir kitaplarını yazmışlardır. Bu tefsir kitaplarını da anlıyabilmek için, uzun seneler durmadan çalışıp, yirmi ana ilmi iyi öğrenmek lazımdır. Bu yirmi ana ilmin kolları, seksen ilimdir. Bu geniş ilimleri bilmiyenlerin, Kur’ân-ı kerîme bugünkü Arapçaya göre mânâ vererek yaptıkları tercümeler, Kur’ân-ı kerimin hakîkî mânâsından bambaşka bir şey oluyor.
Kaynak: Rehber İlmihali
Kur’ân-ı Kerîmin Tefsiri
23/3/2007 · Kategori: Kuran-i Kerim
0 yorum yazılmıştır
MİSAFİRLER
Kategorilerim
Son Yazılarım
- İctihad Nedir, Müctehid Kime Denir?
- Mezheblerin Kaynağı Olan Kıyas
- Müctehid Olabilmenin Kayd ve Şartları
- “Akıl Erdiremediğiniz Hususlarda Tabi Olunuz!”
- “Mazlumun Bedduasından Sakın!”
- Dört Büyük Halife Dinin Direkleridir
- Müctehid Olabilmek İçin Bazı Şartlar
- Cahillerin Dinde Söz Sahibi Olması
- İslâm Alimlerinin Sözbirliği
- İslamiyet Her Devre Hitap Eder
- Cebrail Aleyhisselam Yanlışı Düzeltirdi
- Müctehidlerin En Büyüğü
- Fıkhın Kurucusu İmâm-ı Azam Ebû Hanîfe'dir
- Vücûd Yapısı ve İklim Şartları
- Câhil Kimse İle Müctehid Arasındaki Fark
- Mezhep İmamlarının Takip Ettikleri Yol
- Kötü Din Adamının Özelliği
- Açık Bildirilmeyişin Sebebi
- Dört Mezhebin Çıkışı
- Eshâb-ı Kirâm Hangi Mezhebde idi?
- Câhil Olan Cesûr Olur
- Hz. Ebu Bekir (r.a) ile Hz. Ali´nin (r.a) Münazarası
- Hazreti Mevlana´dan Tavsiyeler
- İmam-ı Şarani Hazretlerinin Nasihati
- Eshab-ı Kiramın Mezhebi
Bağlantılarım
- Dinimiz İslam
- Firaset
- İskender Paşa
- Hakikat Kitabevi
- Umut Fm
- Menzil
- Tomor Hoca
- Gıda Raporu
- Lalegül Fm
- Nihat Hatipoğlu
- Konyevi
- Çam Kozalağı
- Son Uyarı
- Darul Kitap
- Yaklaşan Saat
- Ehli Sünnetin Önemi
- Belgeseller
- Tasavvuf Alemi
- İmandan İhsana
- Altınoluk
- Dualar ve Zikirler
- Şebnem
- Ankebut
- Beyan
- Gavs'ül Azam
- Kudüs Yolu
- İtibar Haber
- Ahmet Mahmut Ünlü
- Rahman
- Minare İslam Blogu
- Kalplerin Keşfi
- Anadolu Gençlik
- Milli Gazete
- Tevhid Haber
- Barbaros
Arkadaşlarım
- ibnarabi
- sufikalbi
- konyali
- pcard
- islamiresimgalerisi
- ilayikelimetullah
- ibretlik
- sufiyane
- minare
- genocide
- kemaliyemiz
- islamimedya
- kalubela
- boykotcu
- haktandirhaktan
- siiryarismasi
- menkibe
- zorgunler
- hidayetsaati
- islamtv
- mescid
- bagimsizlik
- aciksecik
- gavsulazam
- myvizyon
- murgican