. . : : T E K K E : : . .

İslamiyet Her Devre Hitap Eder

25/1/2008 · Kategori: Mezhebler

İctihad yapabilecek özellikler ve üstünlükler, ancak Eshâb-ı kirâmda ve sonra, ikiyüz sene içinde yetişen, ba’zı büyüklerde bulunabildi. Daha sonraları, fikirler, reyler dağılıp, bid’atler çıkıp yayıldı. Böyle üstün kimseler azala azala, dörtyüz sene sonra, bu şartları hâiz kimse, ya’nî mutlak müctehid olarak meşhûr olan görülmedi.

Hicretten dörtyüz sene sonra, müctehide ihtiyâc da kalmadı. Çünkü, Allahü teâlâ ve Onun Resûlü Muhammed aleyhisselâm, kıyâmete kadar hayât şekillerinde ve fen vâsıtalarında yapılacak değişikliklerin, yeniliklerin hepsine şâmil olan ahkâmın hepsini bildirdiler. Müctehidler de, bunların hepsini anlayıp, açıkladılar.

Sonra gelen âlimler, bu ahkâmın, yeni hâdiselere nasıl tatbîk edileceklerini, tefsîr ve fıkh kitâblarında bildirirler. “Müceddid” denen bu âlimler kıyâmete kadar mevcûddur. Bunlar da ahkamın yeni hadiselere nasıl tatbik edileceğini bildirdiler.

“Fen vâsıtaları değişdi. Yeni hâdiselerle karşılaşıyoruz. Din adamları toplanarak yeni tefsîrler yazılmalı, yeni ictihâdlar yapılmalıdır” diyerek, nasslara ilâveler, değişiklikler yapmak lâzım olduğunu savunanların islâm düşmanı oldukları anlaşılır.

İctihadın inceliklerini bilmeyen, bu konuda ehil olmayan, Kur”an-ı kerimden, Hadis-i şeriflerden hüküm çıkarmaya çalışırsa yanılır; kendini de başkalarını da helak sürükler. Çünkü, pek çok ayet-i kerime sonra nesh edildi, hükmü kaldırıldı. Pek çok hükümde içki yasağında olduğu gibi ayet-i kerimelerde tedricen bildirildi. Bu incelikleri bilmeyen nasıl hüküm verecek?

İmâm-ı Muhammedin “Siyer-i kebîr” kitâbının tercemesi, seksenikinci sahîfesinde buyuruyor ki: Cihâd emri yavaş yavaş geldi. İslâmiyyetin başlangıcında müşriklerle karşılaşmamak, onlardan uzak kalmak, onlara yumuşak davranmak emir olundu. Sonra, ikinci emir gelerek, kâfirlere yumuşak ve güzel sözlerle islâmiyyeti bildir! “Ehl-i kitâb” denilen yahûdîlerle hıristiyanlara yumuşak, güzel karşılık ver denildi. Üçüncü emir ile harb etmeğe yalnız izin verildi. Dördüncü emir ile kâfirler size eziyyet verince, onlarla harb ediniz, diyerek, karşı koymak farz oldu. Medînede islâm devleti teşekkül edince, beşinci olarak, dört aydan başka zamanlarda harb ediniz emri geldi. Altıncı olarak gelen âyet-i kerîmede devletin, her zaman harb etmesi emir olundu.”

Bu ve bunun gibi emrin öncesini, safhalarını bilmeyen doğru hüküm verebilirmi?

Mehmet Oruç

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

2 yorum yazılmıştır

Yazan:bisnevv | Tarih: 2009-07-17 21:55:26
Konu: ispata gerek yok 'o' zaten var...

ALLAH'ın varlığını ispatlamaya gerek yok bu kelimei tevhiddede açıkca belli,ister inanıyorum ,ister inanmıyorum desin insanlar inanç fıtratta olan bir gerçektir.Yorumu yazan kardeşime kuran-ı kerimi anlam olarak birine danışmasını ve öğrenmesini tavsiye ederim yeterli bilgi alabilecektir,kuran-ı kerim insanlara rehber dir,tevhid'i doğrudan kuran'beslenerek anlayabilirbu kardeşim.Mehmet Akif Ersoy'un dediği gibi;doğru'dan doğr'ya kuran'dan alarak ilhamı,asrın idrakine söyletmeliyiz islamı selametle kardeşim eline,koluna,sağlık yazılarınız çok güzel....

Bağlantı »

Yazan:isimsiz | Tarih: 2009-05-07 12:02:19
Konu: yalan oğlu yalan

herşey madde,dünya somut,sen ise sömürünün gözü bağlı maşası,tüm dediklerin yalan oğlu yalan.tanrı hiç olmadı sizin zihninizin dışında.haydi benim için de dua et,kurtarmaya ruhumu.ama benim ve senin ve herkesin ruhu hiç olmadı ki.boşver ben böyle derim,sen inan allahına,öbürü kararsız kalsın;ama bir düşün yoksa diye,ben nasıl var mı diye düşündüysem kutsal...bir düşün kim niye yaratsın dünyayı,atom molekülleri yaratılır mı,nasıl yaratılır ve niye hep beraber havvayı kınadık-yaratma kutsalsa havva doğuruyor diye mi kınıyoruz onu,ya bir sorgulayın dini,ben inançsızım,emin olun sizin inanıp inanmanız da alakadar etmiyor,sadece istiyorum ki kanıtlayın tanrıyı,ben yokluğunu kanıtlayabiliyorum oysa ki....

Bağlantı »

« Önceki :: Sonraki »