Mukallid: Taklid eden demektir.
Taklid: Hüsn’ü zann edip haklı olduğuna inanmak sebebiyle bir kimseye itikatta, sözde, fiilde, görünüş ve giyinişte, delilsiz olarak uymak, tabi olmak ve ona benzemek demektir.
İslâm’da genellikle taklid câiz değildir. Mesela sadece görerek veya bazı delillerle izah edilebilecek olan itikâdî usuller ve İslâm esaslarının uygulanmasında, mucizelerle desteklenmiş olan Resul-i Ekrem (S.A.V.) efendimizden başka hiç bir kimseyi taklid caiz değildir. Bu konuda her ferd icmâlen (kısaca, özlüce) veya tafsilen (etraflıca) delil ile anlaşılmış olmak lazım ve vaciptir. Bunun sonucunda delil göstermek kudretinde olmayan kişi günahkar olur.
Fakat halkın işlerinin aksamaması ve atıl olmaması için yalnız dinin hüküm ve kaidelerinin cüz’i olanlarında yani ibadetler ve muamelatta ictihad derecesine ulaşamayanların, müctehidleri yani ictihad edenleri taklid etmesi zaruri olarak meşrü kılınmıştır.
Şu kadar ki dini işlerde itimad olunan şer’î naslara muhalif olan hususlarda (Allah’a (c.c..) isyan edilecek işte, kula itaat olmaz) hadisince, ne bir müctehidin, alimin, şeyhin, ne de halifelerin, emirlerin, hükemânın, filozofların, itikada, ibadet ve muamelâta, ahlak ve âdâba dair sözlerine, fiillerine tabi olmak, itaat etmek, taklid ve benzemek katiyyen caiz değildir.
Kısaca çirkin bid’atlarda, yasak ve haramlarda ve şeriata muhalif olan medeniyetin usül ve muaşeretlerinde hiç bir kimseyi taklid asla caiz değildir. Nerede kaldı ki küfür âdetlerinde, gayr-i müslim milletleri taktid caiz olsun. Bu, katiyyen caiz olmaz.
Şu halde, bir müslümanın, küfür adet ve âlâmeti sayılan bir şeyi, bir zaruret olmadan giyinmek ve takınmak suretiyle müslüman olmayanları taklidi ve kendisini onlara benzetmesi şer’an yasaktır, nehyedilmiştir. Bu hususta icma-i ümmet de birleşmiştir. Bunda hiçbir şüphe yoktur. Zira Resul-i Ekrem (S.A.V.) efendimiz buyurmuşlardır ki (Bir kavme benzemeye çalışanlar o kavimdendir..) (İmam-ı Ahmet ve Ebü Dâvut)
Teşebbüh: Başkaların yaptığı bir işi, onlara tabi olarak yapmak demektir. Şu halde hadis-i şerifin manası; bir millete benzemeye özenenler, benzemek istedikleri derecede onlarla ortak değerdedirler. Yani o değer küfür ise küfürde, isyan ise isyanda, iyi hal ise iyi halde, adet ise adette onlarla birlikte o milletin hükmüne tabi olurlar demektir.
Bu hadis-i şerif küfür ve fısk ehline benzemeyi nehyettiği kadar, salaha erenlere benzemeyi de teşvik etmektedir.
Çünkü hadis-i şerifte “kavm” lafzı nekre kılmmış (Harf-î tarifsiz söylenmiş) olduğundan hem sâlihlere hem de başkalarına şâmildir. Peygamberimiz (S.A.V.), diğer bir hadis-i şerifte buyurmuşlardır ki: (Bizden başkalarına benzemeye özenenler bizden, bizim milletimizden değildir.) (El-Cami’üs-Sağîr.)
Bu hadis-i şerifte, söyleniş itibariyle müslümanların adetlerinde ve yaşayışlarında müslüman olmayan milletlere benzemekten kaçınmalarının şart olduğu belirtildiği gibi görünüm ve yaşayış itibariyle müslümanların en iyilerine benzemeleri de ifade editmektedir.
Şu halde bu hadis-i şeriflerin manasına göre, Müslümanlar küfür âdeti ve yolu ve çirkin bid’at alameti sayılan şeylerde, kâfirlere ve çirkin bid’at sahiplerine benzemekten men ve nehy olunmuşlardır.
Aslında İslam dininde küfür ve isyan yasak olduğu gibi, küfür erbabı ve isyankarların adatleri de yasaktır.
Küfür ehlinin ve isyankarların yaşayış ve adetlerinde onlara benzemek, onlar gibi hareket etmek, ya küfre ya isyankârlığa, ya da her ikisine birden götürdüğü için İslâmda yasaklanıp haram kılınmıştır.
Örnek olarak, hicretin ilk zamanlarında Yahudiler, ne âdette, ne elbiselerinde, giyimlerinde, ne de başka bir özel durumda müslümanlardan ayrılmazlardı. Resülullah (S.A.V.) Efendimizin bu hususta susmaları, bu halin meşruiyetini göstermekteydi. Fakat daha sonra bu hüküm feshedilmiş, adet ve harekette müslüman olmayanlardan ayrı olmak meşru kılınmıştır. Bunun sebebine gelince Hicretin ilk yıllarında müslümanlar zayıf olduklarından Gayri Müslimlerle muhalefet meşru kılınmamıştı. Bilahare İslâm dini diğer dinlere galip gelmeye başlayınca ve müslümanlar kâfirler ile savaşma ve onları cizye vermeye mecbur etme gücünü kazanınca takip edilecek hareket ve âdetlerde onlardan ayrılmak meşru kılınmıştır.
Demek oluyor ki bu asırda, her beldede müslüman olmayan milletlerin hal ve hareketleri her ne şekilde olursa olsun müslümanlar zaruret olmaksızın o yol ve âdette kendilerini onlara benzetmekten ve onların tavır ve âdetlerine uymaktan men’ olunmuşlardır. Nitekim (Her kim bizim şu işimizde, yani dinimizde, ondan olmayan bir şey ihdas ederse o şey merduttur, reddedilmiştir.) Hadis-i şerifi ile dini usul ve delillere dayanmayan mücerred bir görüşle dini işlerde fazla veya noksan kılmak suretiyle yeni bir şey ortaya koymaktan men’ edilmiştir.
Yoksa gerek ehl-i sünnet ve dalalet erbabı ve gerekse kâfirler tarafından ihdas ve icad olunan her bidattan ve her yeni yapılan şeylerden ve kâfirlere ve dalalet erbabına mutlaka benzemiş olmaktan men ve nehy olunmuş değildir.
Zira uyumak, yatmak, oturmak, yemek ve içmek gibi tabii işlerde benzerlik zaruridir. Bundan başka ziraat ve sanayi alet ve araçları, harp vasıta-ları, yatak ve mutfak takımı gibi dinin emirlerinden olmayıp da kendileri ile yalnız dünyevi gaye için uğraşılan mübah işleri ihdas etmek meşrudur ve hatta bunların bazıları emrolunmuştur.
Binaenaleyh âdî bidatlar cinsinden olan bu gibi işlerde gayri müslim milletleri taklit ve bu hususta onlara benzerlik yasaklanmış değildir.
10 Zilhicce 1342 (12 Temmuz sene 1340 1924) - İskilipli Âtıf Efendi
Frenk Mukallidliği ve Şapka - Taklid
25/3/2007 · Kategori: Dini Bilgiler
1 yorum yazılmıştır
Yazan:hacer | Tarih: 2008-03-20 16:52:26Konu: iskilipli atıf hoca
yuuuuuuuuuuuuuuuuh canım
MİSAFİRLER
Kategorilerim
Son Yazılarım
- İctihad Nedir, Müctehid Kime Denir?
- Mezheblerin Kaynağı Olan Kıyas
- Müctehid Olabilmenin Kayd ve Şartları
- “Akıl Erdiremediğiniz Hususlarda Tabi Olunuz!”
- “Mazlumun Bedduasından Sakın!”
- Dört Büyük Halife Dinin Direkleridir
- Müctehid Olabilmek İçin Bazı Şartlar
- Cahillerin Dinde Söz Sahibi Olması
- İslâm Alimlerinin Sözbirliği
- İslamiyet Her Devre Hitap Eder
- Cebrail Aleyhisselam Yanlışı Düzeltirdi
- Müctehidlerin En Büyüğü
- Fıkhın Kurucusu İmâm-ı Azam Ebû Hanîfe'dir
- Vücûd Yapısı ve İklim Şartları
- Câhil Kimse İle Müctehid Arasındaki Fark
- Mezhep İmamlarının Takip Ettikleri Yol
- Kötü Din Adamının Özelliği
- Açık Bildirilmeyişin Sebebi
- Dört Mezhebin Çıkışı
- Eshâb-ı Kirâm Hangi Mezhebde idi?
- Câhil Olan Cesûr Olur
- Hz. Ebu Bekir (r.a) ile Hz. Ali´nin (r.a) Münazarası
- Hazreti Mevlana´dan Tavsiyeler
- İmam-ı Şarani Hazretlerinin Nasihati
- Eshab-ı Kiramın Mezhebi
Bağlantılarım
- Dinimiz İslam
- Firaset
- İskender Paşa
- Hakikat Kitabevi
- Umut Fm
- Menzil
- Tomor Hoca
- Gıda Raporu
- Lalegül Fm
- Nihat Hatipoğlu
- Konyevi
- Çam Kozalağı
- Son Uyarı
- Darul Kitap
- Yaklaşan Saat
- Ehli Sünnetin Önemi
- Belgeseller
- Tasavvuf Alemi
- İmandan İhsana
- Altınoluk
- Dualar ve Zikirler
- Şebnem
- Ankebut
- Beyan
- Gavs'ül Azam
- Kudüs Yolu
- İtibar Haber
- Ahmet Mahmut Ünlü
- Rahman
- Minare İslam Blogu
- Kalplerin Keşfi
- Anadolu Gençlik
- Milli Gazete
- Tevhid Haber
- Barbaros
Arkadaşlarım
- ibnarabi
- sufikalbi
- konyali
- pcard
- islamiresimgalerisi
- ilayikelimetullah
- ibretlik
- sufiyane
- minare
- genocide
- kemaliyemiz
- islamimedya
- kalubela
- boykotcu
- haktandirhaktan
- siiryarismasi
- menkibe
- zorgunler
- hidayetsaati
- islamtv
- mescid
- bagimsizlik
- aciksecik
- gavsulazam
- myvizyon
- murgican